Pazartesi günü 21:30 a kadar çalışıp, Salı günü işten çıkarılmak kabus gibi oldu benim için. Herhalde herkeste aynı etkiyi yapar böylesi tutarsız gelişme. 11 ağustos 2010 17:04 te iş akdi feshi için
1 ay öncesinde fabrika müdürü odasında ağırlayıp (!), kapısını kapatınca anlamıştım olacakları, iyi bir yönetici olmadığımı şirkete zarar verdiğimi daha fazla vakit kaybetmeye gerek olmadığını söyleyince veri aktarma kablom, bir kaç kalem ve not defterimi, oğlumun sevdiği tırnakları kırılmış otomobil logolarını, ve fotoğraf makinamı, uzun süredir çekmecede duran tansaş poşetine koymuştum. Lotus hesabımı açıp maillerimi, masaüstünü açıp dosyaları düzenlemiştim. Malzeme dolaplarına ait anahtarları, şirket cep telefonunu pin kodunu yazarak, bilgisayar giriş bilgilerini post-it le monitöre yapıştırıp devretmiştim geride kalanlara.
İlk işten çıkarılmamım akşamında sabahları beklerken arçelik servisine binen kızıl saçlı genç bayanı tekrar göremeyecek olmak nedense hüzünlü gelmişti. Ortak yönümün birkaç metrekarelik kaldırım üzerinde, farklı da olsa, servis beklemek olduğu kişilere ayrı bir bağlılık duymuşumdur hep.